Kategoriler
Toefl Sınav Kelimeleri

İngilizce O Harfi İle Başlayan Toefl Sınav Kelimeleri

TOEFL SINAV KELİMELERİ
O Harfi İle Başlayan Kelimeler
  • Obedience (n) İtaat, boyun eğme, sadakat
  • Obese (adj) Aşırı şişman, şişko, şişman
  • Obesity (n) Şişmanlık, aşırı şişmanlık
  • Obey (v) İtaat etmek, uymak, dinlemek
  • Object (v) İtiraz etmek, karşı çıkmak
  • Objective (adj) Objektif, tarafsız, nesnel
  • Obligation (n) Minnet, zorunluluk, yükümlülük
  • Oblige (v) Zorunda bırakmak, mecbur etmek
  • Oblivious (adj) Unutkan, ihmalkâr, ihmalci
  • Obnoxious (adj) Çirkin, iğrenç, pis, kötü
  • Obscurity (adj) Karanlık, anlaşılmazlık, bilinmezlik
  • Observe (v) Görmek, gözetlemek, gözlemek
  • Observer (n) Gözlemci
  • Obsession (n) Takıntı, saplantı, sabit fikir
  • Obsolete (adj) Eski, kullanılmayan, modası geçmiş
  • Obstacle (n) Engel, mani
  • Obstruct (v) Engel olmak, tıkamak, kapamak
  • Obtain (v) Sağlamak, elde etmek, edinmek
  • Obviate (v) Gidermek, önlemek, çare bulmak
  • Obviate (v) Gidermek, önlemek, çare bulmak
  • Obvious (adj) Açık, besbelli, apaçık
  • Occasion (n) Fırsat, ortam, durum
  • Occasionally (adv) Ara sıra, bazen
  • Occupation (n) Uğraş, iş, meşguliyet
  • Occupy (v) Tutmak, işgal etmek, meşgul etmek
  • Occur (v) Çıkmak, ortaya çıkmak, oluşmak
  • Odd (n) Acayip, tuhaf, garip
  • Odd (n) Acayip, tuhaf, garip
  • Offence (n) Suç, saldırı, tecavüz
  • Offend (v) İncitmek, kırmak, rencide etmek
  • Offensive (adj) Saldıran, saldırgan, hakaret eden
  • Offer (v) Teklif etmek, sunmak
  • Officially (adv) Resmi olarak, resmen
  • Officious (adj) İşgüzar, yarı resmi
  • Offset (v) Dengelemek, denkleştirmek
  • Offshore (adv) Kıyıdan uzakta, kıyıdan esen
  • Offspring (n) Ürün, çoluk çocuk
  • Omit (v) Atlamak, çıkarmak, ihmal etmek
  • Ongoing (adj) Devamlı, sürekli, aralıksız
  • Onwards (adv) İleri, ileriye, beri, sonra
  • Opacity (n) Saydam olmayış, şeffaf olmayış, anlaşılmazlık
  • Open up (phr.v) Söz açmak, açılmak
  • Operate (v) Çalışmak, işletmek, etki etmek
  • Operation (n) Cerrahi müdahale, operasyon, ameliyat
  • Opponent (n) Aleyhtar, düşman, rakip
  • Oppress (v) Sıkmak, bunaltmak, ezmek
  • Order (v) Sipariş vermek
  • Ordinary (adj) Olağan, sıradan
  • Organize (v) Düzenlemek, kurmak
  • Orientation (n) Oryantasyon, uyum sağlama
  • Orientation (n) Oryantasyon, uyum sağlama
  • Origin (n) Kök, köken, başlangıç
  • Original (adj) Özgün, ilk
  • Originally (adv) Aslen, aslında, orijinal olarak
  • Originate (v) Kaynaklanmak, meydana gelmek
  • Ornament (n) Süs, takı, aksesuar
  • Ornamentation (n) Süsleme, süs, takı
  • Orphanage (n) Yetimhane, yetimler yurdu
  • Oscillation (n) Salınım, sallanma, titreşim
  • Oscillation (n) Salınım, sallanma, titreşim
  • Ostentatious (adj) Gösterişli, azametli, havalı
  • Outcome (n) Sonuç, son
  • Outdoor (adj) Açık havada, dışarıda
  • Outlet (n) Çıkış, yol, ağız
  • Outlook (n) Görünüm, görünüş, görüntü
  • Outlook (n) Görünüm, görünüş, görüntü
  • Output (n) Çıktı, çıkış gücü, verim, üretim
  • Outrage (v) Hakaret etmek, kırmak, kötü davranmak
  • Outrageous (adj) Aşırı kötü, çok çirkin, rezil
  • Outskirts (n) Kenar mahalleler, varoş
  • Outspokenly (adv) Açıkça, açık açık
  • Outstanding (adj) Göze çarpan, seçkin, önde gelen
  • Outweigh (v) Ağır basmak, daha ağır gelmek
  • Overcharge (v) Fahiş fiyatla satmak, kazıklamak
  • Overcome (v) Başa çıkmak, üstesinden gelmek
  • Overdue (adj) Geç kalmış, rötarlı, vadesi geçmiş
  • Overestimate (v) Fazla tahmin etmek, aşırı değer biçmek, abartmak
  • Overhear (v) Kulak misafiri olmak, kulak kabartmak
  • Overlook (v) Görmemezlikten gelmek, gözden kaçırmak
  • Overrate (v) Fazla değer vermek, gözünde büyütmek
  • Overrule (v) Reddetmek, geçersiz kılmak, iptal etmek
  • Oversea (adv) Denizaşırı
  • Overseas (adv) Denizaşırı
  • Oversee (v) Gözetmek, denetlemek
  • Overstate (v) Abartmak, büyütmek
  • Overthrow (v) Yıkmak, devirmek, düşürmek
  • Overview (n) Genel bakış, kısaca gözden geçirme
  • Overweight (adj) Fazla kilolu
  • Overwhelm (v) Alt etmek, ezmek, boğmak
  • Owe (v) Borçlu olmak, minnettar olmak
  • Owe (v) Borçlu olmak, minnettar olmak
  • Own (v) Sahip olmak, tanımak
  • Own up (phr.v) İtiraf etmek
Kategoriler
Toefl Sınav Kelimeleri

İngilizce N Harfi İle Başlayan Toefl Sınav Kelimeleri

TOEFL SINAV KELİMELERİ
N Harfi İle Başlayan Kelimeler
  • Nail (n) Tırnak
  • Naked (adj) Çıplak, yalın, salt
  • Namely (adv) Yani, şöyle ki
  • Narrate (v) Öykülemek, anlatmak
  • Narrative (n) Hikâye, öykü, hikâye anlatma
  • Nasal (adj) Burun, genizden gelen
  • Nasty (adj) İğrenç, çirkin, kötü, pis
  • Nation (n) Millet, ulus
  • Native (adj) Yerli, doğal, doğuştan
  • Naughty (adj) Yaramaz
  • Naval (adj) Deniz donanmasına ait
  • Neat (adj) Temiz, derli toplu
  • Negation (adj) İnkâr, ret, olumsuzluk
  • Neglect (v) Aldırmamak, ihmal etmek
  • Negligible (adj) Önemsiz, ihmal edilebilir
  • Negotiate (v) Görüşmek, tartışmak
  • Nerve (v) Cesaret vermek, güçlendirmek
  • Neutralize (v) Etkisizleştirmek, tarafsız kılmak
  • Nevertheless (adv) Yine de, buna rağmen, bununla beraber
  • Nobility (n) Yücelik, asillik, soyluluk
  • Nomadic (adj) Göçebe gibi, göçebeye ait
  • Nomenclature (n) Terminoloji, adlar dizini, isimler
  • Nominate (v) Atamak, aday olarak göstermek
  • Nonetheless (adv) Yine de, bununla beraber
  • Notable (adj) Saygın, tanınmış, unutulmaz
  • Notable (adj) Saygın, tanınmış, unutulmaz
  • Notably (adv) Özellikle
  • Note (v) Not etmek, karşılamak, dikkat etmek
  • Notice (v) Fark etmek, dikkat etmek
  • Noticeable (adj) Belli, fark edilebilir, göze çarpan
  • Noticeably (adv) Farkına varılacak derecede
  • Notify (v) Bildirmek, haber vermek
  • Notion (n) Kavram, fikir, görüş
  • Notorious (adj) Adı çıkmış, dile düşmüş, kötü tanınmış
  • Nourish (v) Beslemek, büyütmek, desteklemek
  • Novelty (n) Yenilik, acayiplik, tuhaflık
  • Nuisance (n) Sıkıntı, dert, belâ, baş belâsı
  • Numb (adj) Uyuşmuş, hissiz, uyuşuk
  • Nurse (v) Bakmak, tedavi etmek, iyileştirmek
  • Nutrition (n) Besin, gıda, beslenme
Kategoriler
Toefl Sınav Kelimeleri

İngilizce M Harfi İle Başlayan Toefl Sınav Kelimeleri

TOEFL SINAV KELİMELERİ
M Harfi İle Başlayan Kelimeler
  • Magnet (n) Mıknatıs, çekim alanı
  • Magnify (v) Büyütmek, abartmak
  • Magnitude (n) Büyüklük, önem
  • Major (adj) Büyük, önemli, başlıca
  • Make for (phr.v) E doğru gitmek, yürümek
  • Make fun of (phr.v) Birisiyle dalga geçmek
  • Make off with (phr.v) Pahalandırmak, yükseltmek
  • Make out (phr.v) Fark etmek, anlamak
  • Make over (phr.v) Biçimini değiştirmek, dönüştürmek
  • Make sure (phr.v) Emin olmak, sağlama almak
  • Make up (phr.v) Oluşturmak, uydurmak
  • Male (n) Erkek
  • Malign (v) İftira etmek, çamur atmak
  • Malnutrition (n) Yetersiz beslenme, beslenme bozukluğu
  • Mandatory (adj) Zorunlu
  • Manifest (v) Göstermek, belirtmek
  • Mankind (n) İnsan soyu, insanlık, erkekler
  • Manner (n) Tarz, biçim, yol, davranış
  • Manoeuvre (n) Manevra, hile, dolap
  • Manuscript (n) El yazması
  • Marina (n) Marina, yat limanı
  • Marine (adj) Deniz, denize ait
  • Mark down (phr.v) Ucuzlatmak, düşürmek
  • Mark up (phr.v) İşaretlemek, damgalamak, çizmek
  • Mass (adj) Kitle, küme, yığın
  • Massive (adj) Ağır, yekpare, masif
  • Master (v) Öğrenmek, hakim olmak
  • Mate (n) Eş, arkadaş, ortak, mat
  • Maternal (adj) Anne, anne tarafından olan
  • Mature (adj) Olgun, kemâle ermiş, ergin
  • Mean (adj) Adi, aşağılık, eli sıkı, cimri
  • Meantime (adv) Bu arada, iken
  • Meanwhile (adv) Bu arada, aynı anda, iken
  • Melt (v) Erimek, eritmek
  • Member (n) Organ, üye
  • Memorable (adj) Hatırlanmaya değer, unutulmaz
  • Memorize (v) Ezberlemek, bellemek
  • Menace (v) Tehdit etmek, gözdağı vermek
  • Mental (adj) Akıl, zekâ, zihinsel, ruhsal
  • Merchant (n) Tacir, tüccar
  • Mercy (n) Merhamet, insaf
  • Merely (adv) Sadece, ancak, yalnız
  • Mess (n) Karışıklık, dağınıklık
  • Meticulous (adj) Titiz, çok dikkatli, kılı kırk yaran
  • Meticulously (adv) Titizlikle, özenle
  • Midst (adv) Orta, orta yer
  • Migrate (v) Göç etmek
  • Migration (n) Göç, göçme
  • Migratory (adj) Göç eden, gezici
  • Military (adj) Askeri
  • Mimic (v) Taklit etmek, taklidini yapmak
  • Mine (v) Kazmak, maden işletmek
  • Minimize (v) Azaltmak, küçümsemek
  • Minority (n) Azınlık, azlık
  • Miracle (n) Mucize, harika, keramet
  • Misconduct (n) Kötü davranış, kötü idare, zina
  • Misery (n) Sefalet, yoksulluk, acı
  • Misery (n) Sefalet, yoksulluk, acı
  • Misgiving (n) Kuşku, kuruntu, korku
  • Mislead (v) Yanlış yönlendirmek, şaşırtmak
  • Miss (v) Özlemek, ıskalamak
  • Miss out (phr.v) Atlamak
  • Missing (adj) Kayıp, eksik
  • Mission (n) Görev, iş, vazife, misyon
  • Mistake (n) Hata
  • Mistake for (phr.v) Yanlış yapmak , yanılmak
  • Mistrustful (adj) Güvensiz, şüpheci
  • Misuse (v) Hor kullanmak, yanlış kullanmak
  • Mix (v) Karıştırmak, katmak
  • Mob (n) Kalabalık, izdiham, ayaktakımı
  • Mock (v) Alay etmek, eğlenmek
  • Modest (adj) Alçakgönüllü, mütevazi, gösterişsiz
  • Modify (v) Değişiklik yapmak, değiştirmek
  • Moist (adj) Nemli, ıslak, sulu, rutubetli
  • Moisture (n) Islaklık, nem, rutubet
  • Mold (v) Biçimlendirmek, kalıba dökmek
  • Monetary (adj) Para, para ile ilgili, parasal
  • Monitor (v) İzlemek, gözlemek
  • Monk (n) Keşiş, rahip
  • Monument (n) Anıt, abide
  • Monumental (adj) Anıtsal, devasa, heybetli
  • Moral (adj) Ahlaki, manevi, törel
  • Morale (n) Moral, manevi güç, maneviyat
  • Morally (adv) Ahlâkça, manevi olarak
  • Mortality (n) Ölümlülük, ölüm oranı
  • Mostly (adv) Çoğunlukla, genelde, başlıca
  • Motion (n) Hareket, devinim, önerge
  • Motive (n) Neden, güdü, dürtü
  • Motorway (n) Otoyol, otoban
  • Movable (adj) Taşınabilir, oynatılabilir
  • Mud (n) Çamur
  • Muddle (adj) Karışıklık, şaşkınlık, sersemlik
  • Multitude (adj) Çok sayıda, kalabalık
  • Murder (n) Cinayet, adam öldürme
  • Muscle (n) Kas, adale
  • Mutual (adv) Karşılıklı, iki taraflı, müşterek
  • Mutually (adv) Karşılıklı olarak
  • Mysterious (adj) Esrarengiz, gizemli
  • Mystique (n) Esrarlı hava, esrarlı, gizemli
Kategoriler
Toefl Sınav Kelimeleri

İngilizce L Harfi İle Başlayan Toefl Sınav Kelimeleri

TOEFL SINAV KELİMELERİ
L Harfi İle Başlayan Kelimeler
  • Label (v) Etiketlemek, etiket yapıştırmak
  • Lack (n) Eksiklik, noksan, yokluk
  • Land (n) Kara, toprak, memleket, arazi
  • Landscape (n) Manzara
  • Last (v) Sürmek, devam etmek, dayanmak
  • Latch (v) Tutturmak, mandallamak
  • Lattice (n) Kafes
  • Launch (v) Başlatmak, girişmek
  • Launch (v) Başlatmak, girişmek
  • Lay down (phr.v) Kural koymak
  • Lay out (phr.v) Koymak, yerleştirmek, sermek
  • Layer (n) Tabaka, katman
  • Layout (n) Düzenleme, düzen, plan
  • Lead (v) Başında olmak, yol göstermek, başı çekmek
  • Lead to (phr.v) Başında olmak, yol göstermek
  • Leak (v) Sızmak, kaçak yapmak, akmak
  • Lean (adj) Zayıf, ince, yağsız, kıt
  • Leap (v) Sıçramak, hoplamak, zıplamak
  • Lecture (v) Konferans vermek, ders vermek
  • Legal (adj) Yasal, hukuk, kanuni
  • Legend (n) Efsane
  • Legislation (n) Yasama, kanun yapma, mevzuat
  • Legitimate (adj) Yasal, meşru, mantıklı
  • Leisure (n) Boş vakit, uygun zaman
  • Lend (v) Ödünç vermek, borç vermek
  • Leniency (n) Hoşgörü, yumuşaklık
  • Lessen (v) Eksilmek, azalmak, azaltmak
  • Let down (phr.v) Yüzüstü bırakmak, hayal kırıklığına uğratmak
  • Let off (phr.v) Ateşlemek, patlatmak
  • Let on (phr.v) Açığa vurmak, belli etmek
  • Let out (phr.v) Serbest bırakmak
  • Let up (phr.v) Durmak, dinmek, kesilmek
  • Lethal (adj) Öldürücü
  • Liability (n) Sorumluluk, olasılık
  • Liberty (n) Özgürlük
  • Lie (v) Yalan söylemek, kandırmak
  • Likewise (adv) Ayni şekilde
  • Limb (n) Uzuv, kol, bacak
  • Limelight (n) Karpit lâmbası, sahne ışığı
  • Limit (v) Kısıtlamak, sınırlandırmak
  • Link (v) Bağlamak, birleştirmek
  • Linkage (n) Bağlantı, eklem, bağ
  • Liquid (n) Akıcı
  • Literally (adv) Harfi harfine, tam anlamı ile
  • Litter (n) Çöp, sedye, tahtırevan
  • Live down (phr.v) Kendini aklamak, unutturmak
  • Live up to (phr.v) Uzlaşmak, uyuşmak
  • Livestock (n) Çiftlik hayvanları
  • Load (v) Yüklemek, doldurmak, yük olmak
  • Local (adj) Yerel, yöresel
  • Locate (v) Yerleşmek, oturmak
  • Lock up (phr.v) Kilitlemek, hapsetmek
  • Lodge (v) Oturmak, misafir olmak
  • Lodge (v) Oturmak, misafir olmak
  • Log (n) Kütük, tomruk, parakete
  • Lone (adj) Yalnız, kimsesiz, tek
  • Lonely (adj) Yalnız, yapayalnız
  • Lonesome (adj) Yalnız, yapayalnız
  • Long (v) Arzu etmek, özlemini çekmek, gözlemek
  • Look after (phr.v) Göz kulak olmak, bakmak
  • Look back (phr.v) Geçmişe bakmak, geriye bakmak
  • Look back on (phr.v) Geçmişe bakmak, geriye bakmak
  • Look down (phr.v) Küçük görmek, değeri düşmek
  • Look down on (phr.v) Küçük görmek, değeri düşmek
  • Look for (phr.v) Aramak
  • Look forward to (phr.v) Dört gözle beklemek
  • Look into (phr.v) İçeri bakmak, incelemek, yoklamak
  • Look on (phr.v) Seyirci olmak
  • Look over (phr.v) Gözden geçirmek, incelemek
  • Look through (phr.v) İncelemek, -den bakmak
  • Look up to (phr.v) Saygı duymak, saygı göstermek
  • Loop (v) Düğümlemek
  • Loose (adj) Gevşek, oynak, bol
  • Lose (v) Kaybetmek
  • Lower (v) İndirmek, azaltmak
  • Loyal (adj) Sadık, vefalı
  • Luck out (phr.v) Şansı dönmek
  • Lucrative (adj) Kârlı, kazançlı
  • Luminous (adj) Parlak, aydınlık, açık, zeki
  • Lunar (adj) Aya ait
  • Lung (n) Akciğer, ciğer
  • Lure (v) Cezbetmek, ayartmak
  • Lush (adj) Bereketli, bol
  • Luxury (n) Lüks
Kategoriler
Toefl Sınav Kelimeleri

İngilizce K Harfi İle Başlayan Toefl Sınav Kelimeleri

TOEFL SINAV KELİMELERİ
K Harfi İle Başlayan Kelimeler
  • Keep (v ) İstekli, hevesli, düşkün
  • Keep away (phr.v ) Uzak durmak, yaklaşmamak
  • Keep down (phr.v ) Tutmak, engellemek, zapt etmek
  • Keep on (phr.v ) Devam etmek, sürdürmek
  • Keep out (phr.v ) Uzak durmak, yaklaşmamak
  • Keep pace with (phr.v ) Ayak uydurmak
  • Keep up (phr.v ) Tutmak, bulundurmak
  • Keep up with (phr.v ) Ayak uydurmak, yetişmek, aşık atmak
  • Kettle (n ) Çaydanlık
  • Kick out (phr.v ) Kovmak
  • Kidnap (v ) Kaçırmak
  • Kingdom (n ) Krallık, kraliyet
  • Knit (v ) Örmek, dokumak, bağlamak
Kategoriler
Toefl Sınav Kelimeleri

İngilizce J Harfi İle Başlayan Toefl Sınav Kelimeleri

TOEFL SINAV KELİMELERİ
J Harfi İle Başlayan Kelimeler
  • Jack in (phr.v ) Bırakmak, terk etmek
  • Jam (n ) Reçel
  • Jargon (n ) Özel dil, meslek argosu, mesleki dil
  • Jeopardize (v ) Riske atmak, tehlikeye atmak
  • Join in (phr.v ) Katılmak
  • Joint (adj ) Müşterek, ortaklaşa, birlikte
  • Joke (v ) Şaka yapmak, espri yapmak
  • Journal (n ) Bülten, gazete, dergi
  • Journalist (n ) Gazeteci
  • Journey (n ) Seyahat, yolculuk, gezi
  • Jungle (n ) Orman, sık orman
  • Justice (n ) Adalet, hak, yargı, dürüstlük
  • Justify (v ) Haklı çıkarmak, savunmak, doğrulamak
Kategoriler
Toefl Sınav Kelimeleri

İngilizce I Harfi İle Başlayan Toefl Sınav Kelimeleri

TOEFL SINAV KELİMELERİ
I Harfi İle Başlayan Kelimeler
  • Identical (adj ) Aynı, eş, özdeş, tıpkı
  • Identification (n ) Tanıma, teşhis, kimlik
  • Identify (v ) Tanımak, kimliğini saptamak
  • Identity (n ) Kimlik
  • Ignite (v ) Tutuşturmak, yakmak, ateşlemek
  • Ignore (v ) Önemsememek, görmezlikten gelmek
  • Illicit (adj ) İllegal, haram, yasadışı
  • Illness (n ) Hastalık
  • Illuminate (v ) Aydınlatmak, ışıtmak
  • Illusion (n ) Yanılsama, aldatıcı görünüş
  • Illustrate (v ) Resimlemek, örneklemek
  • Immediacy (n ) Dolaysızlık, yakınlık, doğrudanlık
  • Immediately (adv ) Derhal, hemen
  • Immense (adj ) Kocaman, uçsuz bucaksız, çok büyük
  • Immigrant (n ) Göçmen
  • Immune (adj ) Bağışık, etkilenmeyen, duyarsız
  • Immunity (n ) Bağışıklık, muafiyet, ayrıcalık
  • Immunization (n ) Bağışıklık kazandırma, aşılama
  • Impact (n ) Darbe, etki, şok
  • Impair (v ) Zarar vermek, zayıflatmak
  • Impartial (adj ) Tarafsız, yansız, adil
  • Impassable (adj ) Geçilmez, aşılamaz
  • Impel (v ) Harekete geçirmek, yöneltmek, zorlamak
  • Imperfection (n ) Eksiklik, kusur, hata
  • Imperial (adj ) İmparatora ait, imparatorluk
  • Impetus (n ) Hız, şiddet, dürtü, güdü
  • Implant (v ) Nakletmek, aklına sokmak
  • Implement (v ) Uygulamak, yerine getirmek
  • Implication (n ) İma etme, bulaştırma, içerme
  • Implode (v ) Patlamak, içeriye patlatmak
  • Imply (v ) İma etmek, ifade etmek
  • Import (v ) İma etmek, ifade etmek
  • Impose (v ) Yüklemek, zorlamak, etkilenmek
  • Impossible (adj ) Olanaksız, imkânsız
  • Impoverish (v ) Fakirleştirmek, yoksullaştırmak
  • Impregnate (v ) Hamile bırakmak, döllemek
  • Impress (v ) Etkilemek, baskı yapmak, iz bırakmak
  • Improbable (adj ) Olanak dışı, olası olmayan
  • Improve (v ) Geliştirmek, iyileştirmek, ilerletmek
  • Improvise (v ) Doğaçlama yapmak, uydurmak
  • Impulsive (adj ) İtici, dürtücü, düşüncesiz
  • Inadequate (adj ) Yetersiz, eksik
  • Inasmuch as (conj ) Mademki, dolayı, göre, çünkü
  • Inborn (adj ) Doğuştan, doğal
  • Incentive (n ) Dürtü, güdü, isteklendirme, teşvik
  • Incidence (n ) Dürtü, güdü, isteklendirme, teşvik
  • Incident (n ) Olay, hadise
  • Incidentally (adv ) Bu arada, aklıma gelmişken, tesadüfen
  • Incline (v ) Eğilimi olmak, eğilmek, meylettirmek
  • Include (v ) Dâhil etmek, kapsamak
  • Including (pre ) Kapsayan, dahil
  • Incoherent (adj ) Tutarsız, anlamsız, bağdaşmaz
  • Inconsistency (n ) Uyuşmama, bağdaşmama, kararsızlık
  • Inconvenient (adj ) Rahatsız edici, külfetli, zahmetli, uygunsuz
  • Increase (v ) Artmak, çoğalmak, çoğaltmak
  • Incur (v ) Maruz kalmak, uğramak, yakalanmak
  • Incurable (adj ) Tedavi edilemez, çaresiz
  • Indeed (adv ) Gerçekten, cidden, doğrusu
  • Indefinite (adj ) Belirsiz, kesin olmayan, süresiz
  • Independent (adj ) Bağımsız, özgür, hür
  • Indicate (v ) Göstermek, belirtmek, işaret etmek
  • Indict (v ) Suçlamak, dava açmak
  • Indifferent (adj ) Kayıtsız, ilgisiz, aldırışsız
  • Indigenous (adj ) Yerli, özgü, yöreye özgü, doğal
  • Indispensable (adj ) Zorunlu, mecburi, kaçınılmaz
  • Indisputable (adj ) Tartışmasız, şüphe edilmez
  • Individual (n ) Kişi, birey
  • Indoor (adj ) İçeri, kapalı, dahili, ev içi
  • Induce (v ) İkna etmek, kandırmak, teşvik etmek
  • Indulge (v ) Hoş görmek, şımartmak, yüz vermek
  • Inefficient (adj ) Etkisiz, tesirsiz, yetersiz
  • Inequality (n ) Eşitsizlik, farklılık, değişkenlik
  • Inert (adj ) Hareketsiz, durağan, dingin
  • Inescapably (adv ) Kaçınılmaz bir şekilde
  • Inevitable (adj ) Kaçınılmaz, çaresiz
  • Infancy (n ) Bebeklik, çocukluk
  • Infant (n ) Bebek, çocuk
  • Infect (v ) Bulaştırmak, enfekte etmek
  • Infectious (adj ) Bulaşıcı
  • Infer (v ) Bir sonuca varmak
  • Inferior (adj ) Aşağı derecede, aşağı, alt, ast
  • Infinite (adj ) Sınırsız, sonsuz, sayısız
  • Infinity (n ) Sonsuzluk, sınırsızlık, sonsuz
  • Inflation (n ) Enflasyon, şişkinlik, şişirme
  • Inflict (v ) Zorlamak, çarptırmak, yüklemek
  • Influence (v ) Etkilemek, tesir etmek
  • Infrastructure (n ) Altyapı
  • Ingenious (adj ) Marifetli, hünerli, becerikli
  • Inhabitant (n ) Oturan, sakin, yerli
  • Inhuman (adj ) İnsanlık dışı, merhametsiz, zalim
  • Initiate (v ) Başlatmak, ön ayak olmak
  • Injustice (adj ) Haksızlık, adaletsizlik, insafsızlık
  • Innate (adj ) Doğuştan
  • Inner (adj ) İç, dahili, içteki, ruhsal
  • Innocent (adj ) Masum
  • Innovation (n ) Yenilik, değişiklik, icat, buluş
  • Inquiry (n ) Sorgu, soruşturma, anket
  • Inscribe (v ) Yazmak, kaydetmek, kazımak
  • Insect (n ) Böcek
  • Inseparable (adj ) Ayrılamaz, yakın, çok samimi
  • Insignificant (adj ) Önemsiz, değersiz, anlamsız
  • Inspire (v ) İlham vermek, esinlenmek
  • Install (v ) Kurmak, yerleştirmek
  • Instance (n ) Örnek, misal, durum
  • Instant (adj ) Çabuk hazırlanan, anlık, hemen olan
  • Instantly (adv ) Hemen, derhal, hemencecik
  • Institute (v ) Kurmak, açmak, başlatmak,
  • Instruct (v ) Öğretmek, bilgilendirmek
  • Insulin (n ) Ensülin
  • Insure (v ) Sigorta etmek, sigorta ettirmek
  • Intact (adj ) Dokunulmamış, el değmemiş, bozulmamış
  • Integrity (n ) Tamlık, bütünlük, sağlamlık
  • Intellect (n ) Akıl, zihin gücü, idrak kabiliyeti
  • Intend (v ) Niyet etmek, kastetmek
  • Intense (adj ) Şiddetli, aşırı, son derece
  • Intensely (adv ) Aşırı derecede, son derece
  • Intensify (v ) Şiddetlendirmek, yoğunlaştırmak
  • Intensity (n ) Şiddet, gerilim, güç, yoğunluk
  • Intention (n ) Niyet, maksat, plan
  • Interact (v ) Birbirini etkilemek, karşılıklı etkileşim kurmak
  • Interaction (n ) Etkileşim, birbirini etkileme
  • Interfere (v ) Araya girmek, burnunu sokmak
  • Interior (adj ) İç, dahili, içteki, içten
  • Intermediate (adj ) Orta, ara
  • International (adj ) Uluslararası
  • Interpret (v ) Yorumlamak, çevirmek
  • Interrupt (v ) Sözünü kesmek, kesmek, ara vermek
  • Interval (n ) Ara, aralık, süre, mesafe
  • Intervene (v ) Arada olmak, araya girmek
  • Interview (v ) Görüşmek, röportaj yapmak
  • Intimacy (n ) Samimiyet, yakınlık, sıkı dostluk
  • Intimate (adj ) Samimi, yakın, içli dışlı
  • Intractable (adj ) İnatçı, dik kafalı, zorlu
  • Intricate (adj ) Karışık, karmakarışık, dallı budaklı
  • Intrigue (n ) Entrika, dolap, fesat
  • Intrinsic (adj ) Esas, asıl, gerçek
  • Introduce (v ) Tanıştırmak, tanıtmak
  • Intuition (n ) Sezgi, sezi, önsezi
  • Inundate (v ) Su basmak, sel basmak ,boğmak
  • Invalid (adj ) Geçersiz, hükümsüz, boş,
  • Invariably (adv ) Değişmeden, devamlı, sürekli olarak
  • Invasion (adj ) İstila, saldırı, akın
  • Invertebrate (n ) Omurgasız, zayıf, iradesiz
  • Invest (v ) Yatırmak, yatırım yapmak
  • Invoke (v ) Yalvarmak, yardım istemek, dua etmek
  • Involve (v ) İçermek, kapsamak
  • Iron out (phr.v ) Uzlaşmak, sorunu halletmek
  • Ironically (adv ) Alaylı biçimde
  • Irreducible (adj ) İndirgenemez, azaltılamaz
  • Irrelevant (adj ) Yersiz, konu dışı, alâkasız
  • Irresponsible (adj ) Sorumsuz, sorumlu olmayan, güvenilmez
  • Irreversible (adj ) Ters çevrilemez, dönülemez
  • Isolate (v ) İzole etmek, dışlamak
  • Isolation (n ) Ayırma, izolasyon, ayrı durma
  • Itch (v ) Kaşınmak, kaşındırmak
Kategoriler
Toefl Sınav Kelimeleri

İngilizce H Harfi İle Başlayan Toefl Sınav Kelimeleri

TOEFL SINAV KELİMELERİ
H Harfi İle Başlayan Kelimeler
  • Habit (n ) Alışkanlık, adet, huy
  • Habitat (n ) Doğal ortam, yetişme ortamı
  • Halt (v ) Durdurmak, durmak
  • Hamper (v ) Engel olmak, engellemek
  • Hand (v ) Vermek, uzatmak, yardım etmek
  • Hand in (phr.v ) Vermek, teslim etmek
  • Handicap (n ) Engel, mahzur, elverişsiz durum
  • Hang (v ) Asmak, takmak, sarkıtmak
  • Hang onto (phr.v ) Sıkıca tutmak
  • Hang over (phr.v ) Sıkıntı vermek, rahatsız etmek
  • Happen (v ) Cereyan etmek, olmak
  • Harass (v ) Rahatsız etmek, sıkmak, bezdirmek, istismar
  • Harbour (n ) Liman
  • Hardly (adv ) Hemen hemen hiç, neredeyse hiç
  • Hardship (n ) Zorluk, güçlük, sıkıntı
  • Harm (v ) Zarar vermek, incitmek
  • Harmful (adj ) Zararlı, kötü, muzır
  • Harsh (adj ) Sert, kaba, kırıcı, acı
  • Harvest (v ) Hasat kaldırmak, biçmek
  • Haunted (adj ) Cinli, perili, hayaletli
  • Have to do with (phr.v ) İle alakası olmak, ilgisi olmak
  • Haven (n ) Sığınak, barınak, liman
  • Hazard (n ) Risk, tehlike
  • Headquarters (n ) Karargâh, garnizon, kumanda merkezi
  • Heal (v ) İyileşmek
  • Health (n ) Sağlık, sıhhat, sağlık durumu
  • Heaven (n ) Gökyüzü, sema, cennet
  • Heed (v ) Önemsemek, dikkat etmek
  • Hence (adv ) Bundan, bundan dolayı
  • Herbivorous (adj ) Ot obur, otçul
  • Herd (n ) Sürü, topluluk
  • Heritage (n ) Miras, kalıt
  • Hesitant (adj ) Tereddütlü, duraksayan, mızmız
  • Hesitate (v ) Tereddüt etmek, duraksamak
  • Hibernation (n ) Kış uykusu, kışı geçirme
  • Hibernation (n ) Kış uykusu, kışı geçirme
  • Hiccup (v ) Hıçkırmak, hıçkırık tutmak
  • Hide (v ) Saklamak, gizlemek, saklı tutmak
  • Hierarchy (n ) Hiyerarşi, aşamalı sistem
  • Hijack (v ) Uçak kaçırmak, kaçırmak, gasp etmek
  • Hinder (v ) Engel olmak, alıkoymak, aksatmak
  • Hint (n ) İma, ipucu, tavsiye, fikir
  • Hire (v ) Kiralamak
  • Hit upon (phr.v ) Vurmak, çarpmak, isabet ettirmek
  • Hitherto (adv ) Şimdiye kadar, bugüne kadar
  • Hold in (phr.v ) Tutmak, zapt etmek, sınırlamak
  • Hold on (phr.v ) Beklemek, tutmak
  • Hold out (phr.v ) Ümit vermek, vaat etmek
  • Hole (n ) Delik, çukur, oyuk
  • Hometown (n ) Memleket
  • Honorary (adj ) Onursal, fahri
  • Honour (v ) Saygı göstermek, onurlandırmak
  • Hop (v ) Sekmek, sıçramak, atlamak
  • Horrible (adj ) Korkunç, berbat, korkutucu
  • Horrific (adj ) Korkunç, aşırı, dehşete düşüren
  • Horrify (v ) Dehşete düşürmek, korkutmak
  • Hostile (adj ) Düşmana ait, düşmanca, muhalif
  • Hostility (n ) Düşmanlık, karşıtlık, muhalefet
  • Household (n ) Ev halkı
  • Housing (n ) Barınma, konut, konumlandırma
  • Hover (v ) Üstünde uçmak, sallanmak, süpürmek
  • However (adv ) Her nasılsa, her halükârda, yine de, fakat, ancak
  • Humble (adj ) Alçakgönüllü, mütevazi
  • Humidity (n ) Nem, rutubet
  • Humiliate (v ) Aşağılamak, küçük düşürmek
  • Humour (n ) Mizah, gülünçlük, komik
  • Hurricane (n ) Kasırga
  • Hurried (adj ) Acele, aceleye gelen, telaşlı
  • Hurry (v ) Acele, aceleye gelen, telaşlı
  • Hurt (v ) Acıtmak, yaralamak, incitmek
  • Hurtle (v ) Çarpmak, fırlamak, ses yapmak
  • Hysterical (adj ) İsterik, kontrolsüz
Kategoriler
Toefl Sınav Kelimeleri

İngilizce G Harfi İle Başlayan Toefl Sınav Kelimeleri

TOEFL SINAV KELİMELERİ
G Harfi İle Başlayan Kelimeler
  • Gadget (n ) Küçük alet, ıvır zıvır, zımbırtı
  • Gamble (v ) Kumar oynamak
  • Gamble (v ) Kumar oynamak
  • Gang (n ) Ekip, grup, çete
  • Gap (n ) Boşluk, aralık
  • Gasoline (n ) Benzin
  • Gate (n ) Dış kapı
  • Gateway (n ) Geçit
  • Gather (v ) Toplamak, bir araya getirmek, tutmak
  • Gaze (v ) Gözünü dikerek bakmak
  • Gear (n ) Vites, dişli, takım
  • Gender (n ) Cinsiyet, cins
  • Gender (n ) Cinsiyet, cins
  • Generally (adv ) Genel olarak, genelde, genellikle
  • Generate (v ) Üretmek, meydana getirmek
  • Generous (adj ) Cömert, eli açık
  • Genesis (n ) Doğuş, yaratılış, köken
  • Genius (adj ) Dahi, deha, zeki
  • Genocide (n ) Soykırım, genosit
  • Genre (n ) Çeşit, tür
  • Gentle (adj ) Kibar, nazik, hoşgörülü
  • Genuine (adj ) Hakiki, öz, gerçek
  • Germ (n ) Mikrop, bakteri, virüs
  • Germicide (n ) Mikrop öldürücü ilaç, antiseptik madde
  • Germinate (v ) Çimlenmek, filizlenmek
  • Gestation (n ) Gebelik süresi, gebelik dönemi
  • Get about (phr.v ) Gezmek, seyahat etmek
  • Get across (phr.v ) Anlaşılmak, açıklamak
  • Get along with (phr.v ) İyi anlaşmak, iyi geçinmek, anlaşmak
  • Get around (phr.v ) Tuzağa düşürmek, bir noktaya varmak
  • Get at (phr.v ) İma etmek, demek istemek
  • Get at (phr.v ) İma etmek, demek istemek
  • Get away with (phr.v ) Kaçmak
  • Get down (phr.v ) Nesesini sevkini kırmak, yormak
  • Get down to (phr.v ) Bir işe girişmek, başlamak
  • Get in (phr.v ) İçeri girmek, içeriye girmek
  • Get on (phr.v ) Araca binmek
  • Get on with (phr.v ) İyi anlaşmak, iyi geçinmek
  • Get out of (phr.v ) Kaçınmak
  • Get out of hand (phr.v ) Yoldan çıkmak, bozulmak
  • Get over (phr.v ) İyileşmek, aşmak, atlatmak, üstesinden gelmek, başa çıkmak
  • Giant (adj ) Dev, dev gibi, kocaman
  • Gift (n ) Hediye, armağan, doğuştan yetenek
  • Give in (phr.v ) Teslim etmek, pes etmek, kabullenmek
  • Give off (phr.v ) Koku buhar çıkarmak, yaymak
  • Give out (phr.v ) Bitirmek, başarısız olmak, tükenmek
  • Give over (phr.v ) Vazgeçmek, çekilmek
  • Give up (phr.v ) Bırakmak, vazgeçmek
  • Glacier (n ) Buzul
  • Glad (adj ) Memnun, hoşnut, sevinçli
  • Glamorous (adj ) Büyüleyici, göz alıcı, göz kamaştırıcı
  • Glide (v ) Kaymak, süzülmek
  • Global (adj ) Global, evrensel, dünya çapında
  • Glory (n ) Şan, şeref, ün, ihtişam
  • Glow (v ) Kızarmak, kıpkırmızı olmak
  • Glue (n ) Katılmak, yer almak, sınava girmek
  • Go around (phr.v ) Dolaşmak, gezinmek
  • Go back on (phr.v ) Sözünde durmamak, dönmek, geri gitmek
  • Go bust (phr.v ) İflas etmek
  • Go for (phr.v ) Çabalamak, gayret etmek, bulmak
  • Go in for (phr.v ) İlerlemek, devam etmek
  • Go on (phr.v ) Modası geçmek
  • Go out (phr.v ) Çıkmak, dışarı çıkmak
  • Go out of (phr.v ) Dışarı çıkmak
  • Go over (phr.v ) Gözden geçirmek, ayrıntılar üzerinde durmak
  • Go round (phr.v ) Yeterince olmak, herkese yetmek
  • Go through (phr.v ) Katlanmak, çekmek
  • Go through with (phr.v ) Yürütmek, tamamlamak
  • Go with (phr.v ) Uygun olmak, yakışmak
  • Goal (n ) Amaç, hedef, gol
  • Gorgeous (adj ) Muhteşem, harika, göz kamaştırıcı
  • Gossip (v ) Dedikodu yapmak, çene çalmak
  • Govern (v ) Yönetmek, idare etmek, hükmetmek
  • Government (n ) Hükümet, devlet, idare
  • Graceful (adj ) İnce, zarif, ağırbaşlı, vakur
  • Grade (n ) Derece, aşama, basamak
  • Gradually (adv ) Azar azar, derece derece
  • Graduate (v ) Mezun etmek, diploma vermek
  • Grain (n ) Tane, tahıl, tanecik, zerre
  • Grand (adj ) Büyük, yüce, ulu, heybetli
  • Grapple (v ) Boğuşmak, uğraşmak, bağlamak
  • Grasp (v ) Kapmak, tutmak, yakalamak
  • Grateful (adj ) Minnettar, memnun
  • Gratify (v ) Hoşnut etmek, memnun etmek
  • Graze (v ) Otlatmak, otlamak, sıyırmak
  • Greed (n ) Hırs, açgözlülük, oburluk
  • Greedy (adj ) Hevesli, hırslı, pisboğaz
  • Greet (v ) Selamlamak, kutlamak, selam vermek
  • Grid (n ) Izgara, parmaklık, şebeke
  • Grief (n ) Acı, üzüntü, dert
  • Grind (v ) Öğütmek, ezmek, bilemek
  • Grip (v ) Tutmak, yakalamak, kavramak
  • Groove (n ) Yiv, oluk, çizgi
  • Gross (adj ) Brüt, bütün, toptan
  • Grossly (adv ) Fena halde, ağır şekilde
  • Grotesque (adj ) Acayip, garip, gülünç, anlamsız
  • Ground (n ) Toprak, zemin, yer
  • Grow (v ) Büyümek, yetişmek
  • Grow up (phr.v ) Büyümek, yetiştirmek
  • Grudge (n ) Kin, garez, kıskanma
  • Guarantee (v ) Garanti etmek, garantiye almak
  • Guard (n ) Koruma, bekçi
  • Guest (n ) Misafir, konuk
  • Guidance (n ) Rehberlik, kılavuzluk, yol gösterme
  • Guide (v ) Rehberlik etmek, yönlendirmek
  • Guilt (n ) Suç, kabahat, suçluluk
  • Guilty (adj ) Suçlu, kabahatli, günahkâr
  • Gusty (adj ) Rüzgârlı, fırtınalı
Kategoriler
Toefl Sınav Kelimeleri

İngilizce F Harfi İle Başlayan Toefl Sınav Kelimeleri

TOEFL SINAV KELİMELERİ
F Harfi İle Başlayan Kelimeler
  • Fabric (n ) Kumaş, bez, dokuma
  • Fabricate (v ) Üretmek, uydurmak, atmak
  • Fabulous (adj ) Müthiş, şahane, harika
  • Face up to (phr.v ) Cesaretle karşılamak, kabul etmek
  • Facilitate (v ) Kolaylaştırmak, rahatlatmak, hafifletmek
  • Facilities (n ) Kolaylıklar, imkânlar, tesisler
  • Facility (n ) Yetenek, ustalık, imkân
  • Fade (v ) Solmak, uçmak, rengi atmak
  • Fail (v ) Başaramamak, becerememek
  • Faint (v ) Bayılmak, bitkin düşmek
  • Fair (adj ) Sarışın, fuar
  • Faith (n ) İnanç, güven, iman, sadakat
  • Fake (adj ) Sahte, taklit, uydurma, uyduruk
  • Fall (v ) Düşmek, inmek, dökülmek
  • Fall about (phr.v ) Çok fazla gülmek
  • Fall apart (phr.v ) Dağılmak, parçalanmak
  • Fall back (phr.v ) Dağılmak, parçalanmak
  • Fall back on (phr.v ) Müracaat etmek, başvurmak
  • Fall for (phr.v ) Abayı yakmak, bayılmak
  • Fall off (phr.v ) Düşmek, azalmak, damlamak
  • Fall out (phr.v ) Kavga etmek, bozuşmak
  • Fall short (phr.v ) Erişememek, kısa kalmak
  • Fall through (phr.v ) Başarısız olmak, başarı kazanamamak
  • Fame (n ) Şöhret, ün, ad, nam
  • Familiar (adj ) Tanıdık, aşina, yaygın
  • Famine (n ) Açlık, kıtlık, sıkıntı
  • Fanciful (adj ) Hayali, hayal ürünü, fantastik
  • Fantasy (n ) Düş, fantezi, hayal, hayal gücü
  • Fascinate (v ) Büyülemek, cezbetmek
  • Fascinate (v ) Büyülemek, cezbetmek
  • Fashion (n ) Moda, adet, tarz
  • Fashionable (adj ) Modaya uygun
  • Fatal (adj ) Öldürücü, ölümcül, ölümle biten
  • Fate (n ) Kader, kısmet, alın yazısı
  • Fatigue (n ) Yorgunluk, zahmet
  • Fault (n ) Hata, yanlış, kabahat
  • Faulty (adj ) Kusurlu, hatalı, arızalı
  • Favorable (adj ) İyi niyetli, olumlu, müsait
  • Favour (v ) Desteklemek, tutmak
  • Fearsome (adj ) Korkunç, dehşetli
  • Feasibility (n ) Uygulanabilirlik, yapılabilirlik, fizibilite
  • Feasible (adj ) Uygulanabilir, yapılabilir
  • Feat (n ) Kahramanlık, olağanüstü başarı
  • Feather (n ) Kahramanlık, olağanüstü başarı
  • Fed up (phr.v ) Den usanmak , bıkmak
  • Fed up with (phr.v ) Den usanmak , bıkmak
  • Feed (v ) Beslemek, yiyecek vermek
  • Feel for (phr.v ) Acımak
  • Feel for (phr.v ) Acımak
  • Feel up to (phr.v ) Yapabilir durumda olmak
  • Fellow (n ) Arkadaş, adam, eş
  • Fermentation (n ) Mayalanma, fermantasyon
  • Ferrous (adj ) Demir, demirli
  • Fertilizer (n ) Gübre
  • Fetch (v ) Gidip almak, getirmek
  • Fever (n ) Ateş, humma, hararet
  • Fib (v ) Yalan söylemek, uydurmak, atmak
  • Fiber (n ) Lif, fiber, iplik, tel
  • Fiction (n ) Düş, uydurma, kurgu
  • Field (n ) Bilgi alanı, alan, branş
  • Fierce (adj ) Azılı, azgın, sert, kızgın
  • Fight off (phr.v ) Defetmek, yenmek
  • Figure (n ) Figür, şekil, vücut yapısı, tip
  • Fill in (phr.v ) Form doldurmak, doldurmak
  • Fill in for (phr.v ) Form doldurmak, doldurmak
  • Fill in on (phr.v ) Haber vermek, haberdar etmek
  • Finite (adj ) Sınırlı, sonu olan, ölçülebilir
  • Fire (v ) Işten atmak
  • Fissure (n ) Çatlak, yarık, çatlama
  • Fix (v ) Tamir etmek, yerleştirmek
  • Fixture (n ) Demirbaş, tesisat, fikstür
  • Flame (n ) Alev
  • Flap (v ) Kanat çırpmak, savurmak
  • Flash (v ) Işık tutmak, aydınlatmak
  • Flaunt (v ) Hava atmak, gösteriş yapmak
  • Flavour (n ) Tat, lezzet, koku
  • Flaw (n ) Kusur, defo, hata
  • Flee (v ) Kaçmak, sıvışmak, tüymek
  • Fleet (n ) Filo, donanma, alay
  • Flesh (n ) Et, vücut, beden
  • Flexibility (n ) Esneklik
  • Fling (v ) Atmak, fırlatmak, savurmak
  • Float (v ) Yüzmek, batmadan yüzmek
  • Flood (v ) Su basmak, doldurmak
  • Flow (v ) Akmak, dolaşmak, süzülmek
  • Flu (n ) Grip
  • Fluctuate (v ) Dalgalanmak, inip çıkmak
  • Fluent (adj ) Akıcı, düzgün, sürükleyici
  • Fluid (n ) Sıvı, akışkan
  • Focus (v ) Odaklamak, bir noktada toplamak, yoğunlaşmak
  • Folk (n ) Halk, ahali, insanlar
  • Follicle (n ) Folikül, bezcik, saç kökü
  • Follow (v ) İzlemek, takip etmek, uymak
  • Follow through (phr.v ) Gerçekleştirmek, yerine getirmek
  • Follow up (phr.v ) Araştırmak, peşini bırakmamak
  • Fond (adj ) Düşkün, seven, aşırı
  • Force (v ) Zorlamak, mecbur etmek
  • Forecast (v ) Tahmin etmek, tasarlamak
  • Foremost (adj ) Önde gelen, en önemli, baş
  • Forensic (adj ) Mahkemeye ait, adli
  • Forerunner (n ) Müjdeci, haberci, ata
  • Foresee (v ) Önceden görmek, geleceği görmek, öngörmek
  • Forgery (n ) Sahtekârlık, sahtecilik, kalpazanlık
  • Form (v ) Biçimlendirmek, sekillendirmek
  • Former (adj ) Önceki, ilk
  • Formerly (adv ) Eskiden, önceden, vaktiyle
  • Formidable (adj ) Korkunç, tüyler ürpertici
  • Fort (n ) Kale, hisar
  • Forthcoming (adj ) Önümüzdeki, gelecek, yaklaşan
  • Fortunate (adj ) Şanslı, talihli, bahtı açık
  • Fortunately (adv ) Neyse ki
  • Fortune (n ) Şans, talih, uğur, kısmet, servet
  • Fossil (n ) Fosil, taşıl
  • Foster (v ) Beslemek, büyütmek, bakmak
  • Found (v ) Kurmak, temelini atmak
  • Foundation (n ) Kuruluş, tesis, kurum, temel
  • Fracture (v ) Kırılmak, kırmak, çatlamak
  • Fragment (n ) Parça, kırıntı, bölüm
  • Fragrant (adj ) Güzel kokulu, kokulu, mis kokulu
  • Frame (n ) Çerçeve, çatı, şasi
  • Framework (n ) İskelet, çatı, yapı, çerçeve
  • Frankly (adv ) Açıkça, dobra dobra, dürüstçe
  • Frantically (adv ) Çılgınca, delice
  • Freeze (v ) Donmak, buzlanmak
  • Freight (v ) Yüklemek, nakletmek
  • Fridge (n ) Buzdolabı
  • Frighten (v ) Korkutmak, dehşete düşürmek
  • Frigid (n ) Buz gibi, çok soğuk, duygusuz
  • Fringe (n ) Saçak, püskül, perçem
  • Frontier (n ) Sınır, hudut
  • Fruitful (adj ) Verimli, bereketli
  • Frustrate (v ) Önlemek, engel olmak, hayal kırıklığına uğratmak.
  • Fry (v ) Kızartmak
  • Fuel (n ) Yakıt, yakacak, benzin
  • Fulcrum (n ) Dayanak, destek noktası
  • Fulfill (v ) Yerine getirmek, gerçekleştirmek, tamamlamak
  • Fume (v ) Burnundan solumak, kudurmak
  • Fund (n ) Fon, sermaye, para kaynağı
  • Fundamental (adj ) Esas, temel, ana
  • Fur (n ) Kürk, post, kürklü hayvan
  • Furnish (v ) Döşemek, mobilya döşemek
  • Furtively (adv ) Gizlice, sinsice
  • Fury (n ) Öfke, hiddet, sinir, gazap
  • Futile (adj ) Boş, nafile, beyhude